|

FİŞTEN SONRA BAŞLAYAN HAYAT
Hamdi 27 yaşında Kastamonu da arabası ile yolculuk yaparken çok acı bir trafik kazası geçir. Hemen hastaneye kaldırılır. Durumu çok ağırdır ameliyatlar müdahaleler bir türlü iyileşemez hatta daha da kötüye gider. Hamdi yaşam ünitesine bağlı olarak ancak hayat da kalabilir, günler geçtikçe Hamdi’nin beyin fonksiyonlarındaki kayıplar artmaktadır 12 güne gelindiğinde ise artık beynin yüzde doksanlık bir kayıp’ı söz konusudur. Doktorlar durumu aile ile baylaşır yapılacak tek şey yaşam ünitesinin fişini çekmek bu noktadan geri dönmek mümkün değil bilimin ve tıbbın yapabileceği bir şey yok denir. Acılı aile özelikle anne perişan olur günlerdir ettiği dualar iyileşecek ümidiyle beklediği günler hızla erimeye başlamıştı annenin son bir isteği vardır fiş çekilmeden son bir kere daha yavrusunu görmek doktor acılı annenin bu isteğini kabul ederler anne gözleri yaşlı ağzı dualı kalbi sancılı bir şekilde yavrusunu görür ve ayrılır. Aile bu arada cenaze hazırlıklarına başlamıştır mezarı kazılmış misafirini beklemektedir. Doktor gözetiminde servis hemşiresi fişi çeker. Fiş çekilir çekilmez Hamdi’nin solunumu düzelmeye başlar günlerce bitkisel hayat da olan gözlerini bir kere bile açmayan Hamdi gözlerini açar Doktorlar şaşır mümkün değil bakışları ortalığı kaplar. Tıp açıklayamaz bilim açıklayamaz. Aileye haber verilir herkes şaşır şaşırmayan tek kişi vardır. Anne! -Annenin ağzından çıkan "rabim rabim rabim …" sana şükürler olsun.
İki türlü dua vardır. Fiili dua, Sözlü dua
Arzuladığımız şeylerin yerine gelmesini istiyorsak Allahın o şeylerin ortaya çıkması adına koyduğu sebepleri yerine getirmemiz gerekir.
Sebepler noktasında ferdin yapması gereken şeyleri layıkıyla yapması yerine getirmesi fili duadır.
Ferde düşen fili şartların uygun bir şekilde ortaya konmasından sonra her şeyin sahibi rabbimize yönelerek yalnız senden isterim istenecek kapı sensin sen istemedikten sonra bir dal bile yerinden oynamaz şuuruyla hayırlısını isteme ise sözlü duadır. Tef fekül etmektir.
Hak dostunun ifadesiyle tef fekül sebeplere kusursuz riayettir.
Fili dua olmadan arzulanan şeylerin ortaya çıkma ihtimali çok zayıftır.
İmtihana hazırlanan bir öğrenci derslerine çalışmasın, gerekli hazırlıkları yapmasın, keyfi bir davranış sergilesin ama aylarca imtihanın iyi başarılı geçmesi için sözlü dua etsin, başkalarına dua ettirsin kazanma ihtimali çok zordur. Çünkü öncelikle olması gereken filli duasını yapmamıştır yani sebepleri yerine getirmemiştir.
Tersini de düşünebiliriz. İmtihana hazırlık için gece gündüz çalışmış kendine, bilgisine çok güveniyor ben gördüğüme, yaptığıma bakarım onlara güvenirim onun dışındaki her şey boş, düşüncesiyle hareket eden bir öğrencinin kendi zayıflığını görmemesi, rabbimizin kudretini hafife alması kazanmamasına neden olabilir.
Yabancı dilimizin olmasını çok istiyoruz ama ne kursa gidiyoruz nede evde kendi kendimize çalışıyoruz. Yaptığımız tek şey yakınımızda ne kadar insan varsa bize yabancı dil öğrenmemiz için dua etmesini istiyoruz. Kendimizde devamlı dua edelim o işin şartlarını yerine getirmeden yabancı dili öğrenme ihtimalimiz çok zordur.
Ama bazen rabbimiz Ferdin yakarışına duasına, hal duasına bakarak sebepleri ortadan kaldırarak cevap verir. Bu genel bir yol olmasa da vakadır. Bu vakalar az da olsa kimsenin inkâr etme hakkı değildir.
Bu iki dua birlikte yapıldığı zaman hakkını bulur biri ihmal edildiğinde o dua öksüz, yetim kalır.
|